bebekAnne sütü ile beslenmek bebeğin fiziksel ve zihinsel gelişimini en iyi şekilde sağlayacak, bebekle anneyi birbirine yakınlaştıracak ve dolayısıyla bebeğin annesinin göğsünde kendini güvende hissetmesini sağlayacak tek yoldur. Bunun yanı sıra bebeği anne sütü ile beslemenin en ekonomik yol olduğunu unutmamak gerekir. Bu sebeplerle bebeğin doğar doğmaz emzirilmeye başlanması gerekir.
Doğumdan hemen sonra bebeğin henüz doğum masasından kalkmadan emzirilmeye başlanması; anne ile bebek arasında ilk temasın sağlanması, uzun süreli ve başarılı bir emzirme için çok önemlidir. Bebeğin en geç bir saat içinde anne memesine verilerek emzirilmenin teşvik edilmesi gereklidir. Bebeğin emmek için en istekli olduğu bu dönem geçirilirse bebekte uzun süre isteksizlik ve emzirmenin başlamasında gecikme görülür. Sezaryenli annelerin henüz kendilerine tam gelmeden bir başkasının yardımıyla bebeklerini emzirmeleri gerekir. Anne memesinden süt salgılanmasını Prolaktin adındaki hormon sağlar. Prolaktin hormonun uyarılması ile süt salgılanmaya başlar. Bu hormonu uyaran etki bebeğin anne memesini emmesidir. Yani bebek ne kadar çok emerse o kadar çok süt salgılanır.
 
Anne sütünün besinsel ve hücresel İçeriği sabit kalmayıp sütün üretim basamağına göre, çocuğun erken veya zamanında doğmasına göre, anneden anneye ve günden güne değişir. Anne sütü emzirmenin ilk günlerinde koyu sarımsı bir sıvı olarak salgılanır ve buna Kolostrum adı verilir. Kolostrum yüksek değerli protein, antikor ve mineral içerir. Bu süt doğumdan itibaren sadece bir kaç gün üretilir ve bebeğin ihtiyacı olan tek besindir. Süt emilmeye başladıktan sonra bileşiminde bir takım değişimler gerçekleşir. (Protein ve mineral miktarında düşme gözlenir; yağ, laktoz ve enerjisi ise artmaya başlar.) Bu  dönemde salgılanan süte ise geçiş sütü denir ve bu yaklaşık iki hafta sürer. Daha sonra daha açık renkte ve daha sıvı olan olgun süt üretilmeye başlanır. Bebeğiniz İçin en uygun gıda anne sütüdür. Anne sütü sterildir yani hiçbir canlı bakteri içermez. Bebeğinizin bağışıklık  sistemini güçlendirecek ve onu hastalıklardan koruyacak maddeler olan "antikorları içerir, her zaman hijyeniktir, pratiktir ve ekonomiktir. Bebeklerin bağışıklık sistemini güçlendiren ve sindirim sistemini düzenleyen prebiyotik lifler içerir. Anne sütü ile beslenen bebeklerde alerjik reaksiyonlar görülmez. Bebeğin sindirebileceği en ideal besin olduğundan bebeklerde sık sık görülen kabızlık, ishal, gaz gibi problemlerin oluşumunu en aza indirir. Anne sütünün protein ve mineral içeriği; bebeğin henüz gelişmemiş böbreklerini zorlamaz, kolay sindirim sağlar. Bebek için gerekli olan tüm vitaminleri ve mineralleri gerekli oranlarda içerir. Anne sütü bebeğin I sinir sistemi hücrelerinin, beyin hücrelerinin, gözde görmeyi sağlayan retina tabakası hücrelerinin gelişimi için hayati öneme sahip  Omega-3 / Omega-6 yağ asitlerinden zengindir; bu yağ asitlerini olması gereken oranlarda ve doğru miktarlarda sağlar. Anne sütü ile beslenen bebeklerde kalp hastalıkları, kanser, şeker hastalığı, ağız ve diş gelişimi bozuklukları, bağırsak hastalıkları, alerji gibi durumların daha az görüldüğü saptanmıştır.
Anne sütünün başka hiçbir besin maddesinde bulunmayan üstünlükleri şöyle sıralanabilir:
Bebek için ideal bileşime sahiptir. Bebeğin ilk aylarda tüm ihtiyaçlarını karşılayacak özelliğe sahiptir.
Sterildir yani mikrop içermez.
Sindirimi bebek için en kolay besin maddesidir. Anne sütü bir bebeğin hassas ve gelişmekte olan sindirim sistemi için özel tasarlanmıştır, içindeki protein(özellikle lactalbumin) ve yağ, bebek tarafından, inek sütündeki protein ve yağdan çok daha kolay emilir ve sindirilir. Bunun pratikteki sonucu; anne sütü ile beslenen bebekler, daha az karın ağrısı, gaz ve aşırı salya şikayeti çekerler.
Her zaman en uygun sıcaklık olan beden ısısındadır.
Her zaman taze ve içilmeye hazır haldedir.
Bir bedel karşılığı temin edilmez, bedavadır.
Anne memesini emmek bebeğe anneye temas etmeyi sağlayarak ruhsal iletişimine yarar sağlar.
içersinde ancak insanlarda bulunan bazı özel yapıda im-munglobin gibi maddeler bulunur. Bunlar bir çok hastalığa karşı koruyucu rol oynar.
Anne sütü ile beslenen bebeklerde pişik ve benzeri cilt sorunları ile bir çok enfeksiyon daha az görülür.
Bebeğin beslenmesi için başka biberon vb. araçlar gerekli değildir. Dolayısıyla bunlardan kaynaklanan sorunlardan yoksundur.
Anne sütünün içeriği, bebeğin değişen gereksinimlerinin karşılanabilmesi için sürekli değişim gösterir. Sabahları akşamkinden daha farklıdır, birinci ayda yedinci aydakinden daha farklıdır, prematüre bir bebek için zamanında doğan bir bebek için olanından daha farklıdır.
Daha az sodyum ve protein içerir. Anne sütünün sodyum ve protein içeriği inek sütünden daha az olduğu için, yenidoğan bir bebeğin böbrekleri üzerinde daha az problem yaratır.
* Anne sütündeki kalsiyum bebek tarafından daha iyi emilir. Bunun sebebi büyük olasılıkla anne sütündeki fosfor düzeylerinin daha düşük olmasına bağlıdır. Fosfor, daha fazla miktarda olduğunda kalsiyumun vücuttaki kullanımını engelleyen bir mineraldir.
* Daha düşük alerji riski: Bebekler anne sütüne karşı hemen hemen hiç alerjik değillerdir. Bununla birlikte bir bebek annenin yediği ve sütüne geçen bir maddeye karşı duyarlı olabilir. Bebek gerçekte anne sütünü çok iyi tolere eder.
* Kabızlık ya da ishal problemi yaratmaz: Anne sütünün doğal laksatif etkisi olması nedeniyle, emzirilen bebeklerin bezleri genellikle sık kirlenir ve kabızlık problemi oluşmaz. Ayrıca bebeklerin sindirim hareketleri oldukça rahat olmasına karşın ishal de oluşmaz.
* Anne sütü ile beslenen bebekler, annelerini her emdiklerinde (ilk emmeden sonuncusuna kadar) hastalıklara karşı olan bağışıklıklarını destekleyen yeterli miktarda antikoru (mikroplarla mücadele eden vücut maddeleri) annelerinden alırlar. Genellikle soğuk algınlığı, kulak enfeksiyonu ve diğer hastalıklara biberonla beslenen bebeklerden daha az yakalanırlar ve hastalandıkları zamanda daha az komplikasyonla daha kısa zamanda iyileşirler.
* Daha az obezite (şişmanlık) olasılığı: Sıklıkla anne sütü ile beslenen bebekler, biberonla beslenenlerden daha az tombuldurlar. Bunun nedeni emzirmenin bebeğin iştahını azalt-masıdır. Bebek biberonla beslenirken şişeyi boşaltana kadar emmek isteyebilir. Ek olarak anne sütünün kalorisi kontrollüdür. Emzirmenin sonunda gelen süt başta gelenden daha yüksek kaloriye sahiptir ve bebeğin kendini tok hissetmesine neden olur.
* Ağız gelişimi: Annenin meme başı ile bebeğin ağzı mükemmel bir çift oluşturmaktadır. Bilimsel olarak geliştirilmiş en iyi yapay meme başı bile, bebeğin annesinin memesini emerek sahip olacağı optimum çene, dişeti, ve diş gelişimini sağlayamamaktadır.
* Anne sütü, her zaman mevcut, kullanıma hazır, temiz ve uygun sıcaklıktadır. Nerede olursanız olun bebeğinizin ihtiyacı olan besin kullanıma her zaman hazırdır.
* Emzirmek anne vücudu için de faydalıdır. Emzirme dürtüsü bireysel bir dürtü değildir. Çünkü, emzirme, gebelik-doğum-annelik döngüsünün bir parçasıdır ve yalnızca bebek için değil sizin içinde tasarlanmıştır. Emzirme, rahminizin gebelik öncesindeki boyutlarına daha çabuk dönmesine yardımcı olur. Lohusalığın ilk günlerinde annenin bebeği emzirmesi ile kasılmaların artması buna yardım eder. Bu emzirme ile artan kasılmalar ayrıca lohusalık akıntısını hızla azaltacaktır. Ayrıca emzirme, günde ekstra 500 kalori yakmanıza neden olarak hamilelikte aldığınız fazla kilolardan kurtulmanıza yardımcı olur.
* Hamileliğe karşı koruma sağlar.

Beslenme anının sadece bebeğe besin verme zamanı değil, aynı zamanda birbirinizi tanıma ve sevme için iyi bir fırsat olduğunu göreceksiniz. Bilinmelidir ki teknolojinin bugün ulaştığı yerde bile anne sütüne eşdeğer bir besin maddesi üretebilmek mümkün değildir. Bu amaçla yapılan besin maddeleri ancak anne sütü ile beslenmenin imkansız veya yetersiz olduğu durumlarda gündeme gelebilir. Bunlar teknolojinin olanakları kullanarak inek sütünün yapısı değiştirilmek ve bazı eklemeler ile anne sütüne benzetilmeye çalışılmış ürünlerdir. Asla aynı özellikleri taşımazlar. Fakat anne sütü yerine kullanılmaya en uygun besin maddeleridir.
Bebeğini emzirmek annenin sağlığı ve ruhsal gelişimi için son ! derece yararlıdır. Meme dokusunun birçok hastalığı emzirmeyen " kadınlarda daha sık olarak ortaya çıkmaktadır. Doğumu izleyen saatlerde emzirmekle salınan bazı hormonlar anne rahminin kasılmasını sağlayarak doğum sonrası iyileşmeyi hızlandırır.

Makalenin Kaynağı: Sevgili Bebeğim Hoşgeldin (Hamilelik ve Bebeğinizin Bakım Rehberi)

 

Yorumlar (0)

Henüz buraya yapılmış bir yorum yok

Yorum yapın

  1. Konuk olarak yorum yapılıyor. Hesap açın ya da var olan hesabınızla oturum açın.
Ek Dosyaları (0 / 3)
Konumunuzu Paylaşın