Bulaşıcı çocuk hastalıklarının başlangıcında, özellikle de ateşin yüksek olduğu dönemlerde komplikasyonları önlemek için, çocuğun dinlenmesini sağlamak dışında başka önlemler de alınmalıdır. Özgül deri döküntüleriyle ortaya çıkan mikrobik hastalıklar genellikle çok bulaşıcıdır. Klinik açıdan ayırt edici özellikler taşıyan ve fazla ağır olmayan bir gidiş gösterirler.

NEDENLERİ
Okul yaşamının ilk yıllarında ve çocuk yuvalarında mikrobik hastalıklar yaygın biçimde görülür. Ama bir yaşma değin bu tür hastalıklar çok ender olarak ortaya çıkar. Çünkü gebelikte anneden dölüte, daha sonra anne sütünden bebeğe geçen antikorlar koruyucu etkisini sürdürmektedir. Ama bu durum, anne söz konusu döküntülü hastalıkları geçirmiş, bu hastalıklara karşı aşılanmış ya da klinik belirtiler ortaya çıkmadan hastalık etkeniyle karşılaşma sonucu bağışıklık kazanmışsa geçerlidir. Erişkin bir insanın yaşamı boyunca bu hastalık etkenleriyle karşılaşmamış
olması ender görülen bir durumdur. Anneden geçen antikorlar birkaç ay etkinliklerim sürdürür. Sonuçta bebekler ancak yaşamın ilk yılından sonra bu hastalıklara yakalanmaya başlarlar. Genellikle bulaşma tehlikesi en yüksek olan dönemler, yuvada ya da ilkokulda geçirilen ilk yıllardır. Bütün döküntülü hastalıklann temel özelliği kuluçka döneminde, yani hastalığın tipik belirtileriyle ortaya çıkmasından önceki dönemde bulaşabilmeleridir. Böylece, çocuk ancak hastalığın ateş ve döküntü gibi belirtileri ortaya çıktığında okuldan uzaklaştınlabilir. Önceki 7-15 gün içinde başkalarına bulaşma olasılığı yüksek olan hastalık zincirleme olarak sınıftaki, hatta okuldaki bütün çocuklara yayılabilir. Bulaşma doğrudan hastayla ilişkide bulunma ya da hastanın öksürük sırasında ortama yaydığı damlacıklann solunmasıyla dolaylı olarak gerçekleşebilir. Su ve besinler bulaşmada daha önemsiz bir rol oynar.

EN UYGUN HASTALANMA ZAMANI
Eskiden kabakulak, boğmaca, kızamık, kızamıkçık, suçiçeği, kızıl gibi döküntülü hastalıklara yakalanmanın kaçınılmaz olduğu düşünülüyor, bu nedenle  hastalıklann hangi yaşta geçirilmesinin  daha iyi olduğu tartışılıyordu. Günümüzde geliştirilen aşılarla suçiçeği ve kızıl dışında bütün bu hastalıklar önlenebilmekte
ya da hafif geçirilmeleri sağlanabilmektedir. Tetanos ve difteriyle birlikte boğmaca, çok uzun yıllardan beri aşılama yoluyla önemli ölçüde denetim altına alınmış hastalıklardır. Son yıllarda da kızamık, kızamıkçık ve kabakulak aşılarından iyi sonuçlar alınmaktadır, Kızamığın ilerleyen yaşlarda ölümcül seyreden bir beyin iltihabına yol açabildiği göz önüne alınırsa, bu gelişme gerçekten çok sevindiricidir. Ayrıca kızamıkçık gebelik döneminde geçirildiğinde dölütte çok ağır bozukluklara neden olabilir. Günümüzde doğurganlık çağındaki bütün kadınlara, önceden kızamıkçık geçirmemişlerse gebe kalmaya karar vermeden aşı yaptırmaları önerilmektedir. Suçiçeği daha büyük çocuklara oranla sütçocuğunda daha hafif seyreder. Bunun başlıca nedeni de bebeklerin lezyonlan kaşımasının, yumuşak eldivenler kullanarak daha kolay engellenebilmesidir. Kabakulak ergenlik öncesinde zararsız bir hastalıktır. Ama daha ileri yaşlarda, özellikle erkeklerde erbezleriyle ilgili önemli komplikasyonlara yol açabilmektedir. Günümüzde aşılanma yoluyla bu hastalıktan korunmak da olanaklı hale gelmiştir.

NE YAPMAK GEREKİR?
Her şeyden önce doğumdan başlayarak bir çocuk sağlığı ve hastalıkları uzmanının denetiminde aşı takvimi belirlenmeli ve çocuğa uygulanmalıdır. Alman önlemlere karşın çocuk ya da daha az rastlanmakla birlikte erişkin döküntülü hastalığa yakalanmışsa, hemen okuldan ya da işyerinden uzaklaştınlmalıdır. Genellikle
bu süre içinde evde dinlenmek yeterlidir. Gene de hastalığa ilişkin bütün önlemlerin alınabilmesi için okul yönetimine durum bildirilmelidir. Aile ortamında bazı sorunlar ortaya çıkabilir. Evde bir kardeşin bulunması durumundahiçbir şey yapmayıp hastalığın bulaşmasına olanak tanınabileceği gibi, hastayı kardeşlerinden uzaklaştırma ve hastalığa yakalanmamış olan çocuğa uygun koruyucu tedaviler önerilebilir. Hastalığı daha önce geçirmiş kişiler için sorun yoktur. Bütün döküntülü hastalıklar yaşam boyu süren bir bağışıklık sağlar.
Ama suçiçeği, çocukluk çağında geçirilse de ileri yaşlarda zona biçiminde yineleyebilir. Yıllar önce alınmış bir kızamık virüsü subakut sklerozan panensefalit denen ölümcül bir hastalığa yol açabilir. En tehlikeli durum, hastayla birlikte yaşayanlar arasında gebe bir kadmın bulunmasıdır. Bu durumda anne adayının özgeçmişi öğrenilerek, en küçük kuşkuda, yapılacak laboratuvar incelemesiyle kanda antikorlar aranarak söz konusu döküntülü hastalığı geçirip geçirmediği saptanmalıdır. Antikor testi olumlu sonuç veriyorsa tehlike yoktur. Sonuç olumsuz çıktığında hastayı gebeden uzaklaştırmak, hemen özgül gammaglobülinlerin verilmesi gibi koruyucu önlemleri almak ve gebeliğin gidişi ile dölütün gelişimini yakmdan izlemek gerekir. Kızamık ve suçiçeği gibi birçok döküntülü hastalık, özellikle gebeliğin ilk aylarında düşüğe yol açabilir. Kızamıkçığın ise dölütte oluşum bozukluklanna neden olabildiği bilinmektedir.

Yorumlar (3)

Bu yorum sitedeki bir sorumlu tarafından küçültülmüş

COK GUZEL Bİ BİLGİ VERMİSSİNİZ TESEKÜRLER
;):D;D>:(

 
Bu yorum sitedeki bir sorumlu tarafından küçültülmüş

COK GUZEL Bİ BİLGİ VERMİSSİNİZ TESEKÜRLER
;):D;D>:(

 
Bu yorum sitedeki bir sorumlu tarafından küçültülmüş

sagolunnn:)

 
Henüz buraya yapılmış bir yorum yok

Yorum yapın

  1. Konuk olarak yorum yapılıyor. Hesap açın ya da var olan hesabınızla oturum açın.
Ek Dosyaları (0 / 3)
Konumunuzu Paylaşın