SEREBRAL PALSI NEDİR? HASTALIĞIN NEDENLERİNİ VE TEDAVİ YÖNTEMLERİNİ ÇAMLICA MEDİCANA HASTANESİ ORTOPEDİ VE TRAVMATOLOJİ UZMANI DR. NEDRET OKAN ANLATTI...

■ Serebral Palsi nedir?
Serebral Palsi, doğum öncesinde, doğum sırasında veya doğumdan kısa bir süre sonra herhangi bir nedenle meydana gelen kalıcı ancak ilerleyici olmayan beyin hasarı sonucu ortaya çıkar. Ayrıca kafa travmaları, ateşli havaleler, geçirilen menenjitler gibi gelişmekte olan beyni etkileyen çeşitli faktörler de Serebral Palsi sınıflamasına giren ve aynı belirtileri gösteren statik nöromotor bozukluklara neden olur. Hastalığın ilerleyici olmadığı tanımlaması, yalnız beyinde oluşan hasar açısından geçerlidir. Hastaların büyük çoğunluğu, büyüyen ve gelişen organizmalarmdaki ilerleyici kas-iskelet sistemi bozuklukları ile birlikte yaşamak zorunda kalırlar. Beyindeki hasar bölgesine müdahale etmek ve tedavi etmek mümkün olmadığı için tedavi, vücutta ortaya çıkan ikincil patolojilere yönelik olarak yapılmaktadır. Bu çocuklar, en sık olarak hareket sisteminde ortaya çıkan problemlerin yanı sıra epileptik ataklar, yutma güçlüğü, gastrointestinal bozukluklar, görme ve duyma problemleri, algılama ve öğrenme problemleri, konuşma güçlüğü, büyüme-gelişme geriliği gibi pek çok engelle de karşı karşıya kalırlar. Zekanın 2/3 oranında normal olmasına karşın, diğer engelleri nedeniyle toplumda zeka özürünün ön planda olduğu önyargısı ile karşılaşırlar. Tüm dünyada 1000 doğumda 1 -5 oranında görülen Serebral Palsi, pediatrik ortopedi hasta popülasyonunun 1/3'ünü oluşturur.

■ Serebral Palsi tanı ve tedavisindeki uzmanlık alanları nedir?
Serebral Palsi tanısının öncelikle bir pediatrik nörolog tarafından kesinleştirilmesi yani hastalığın benzer bulgular veren ilerleyici beyin hastalıklarından ayrılması gereklidir. Bu aşamadan sonra dünyada ve Türkiye'deki yaygın uygulama, hastanın bir fizyoterapi merkezine, diyetisyene, göz ve kulak patolojilerinin tespiti için bu dalların uzmanlarına ve özel eğitim merkezlerine yönlendirilmesi ile belirli aralıklarla nörolojik kontrollerinin yapılması, varsa epileptik ataklarının kontrol altına alınması şeklindedir. Ancak hastalığın en sık ve en çok engel yaratan belirtileri kas-iskelet sisteminde ortaya çıkmakta ve büyüme ile birlikte ilerleyici olmaktadır. Bu nedenle hastalığın tanısını takiben en kısa zamanda bu konu ile ilgilenen bir ortopedistin de hastaya yardımcı olan ekibe dahil olması ve tüm büyüme-gelişme süreci boyunca bu takibin devam etmesi gerekmektedir. Serebral Palsi hastalarının en çok ihmal edilen ve geciken tedavileri, en sık görülen kas-iskelet sistemi patolojilerine aittir.

■ Ortopedik açıdan Serebral Palsi nedir?
Kas-iskelet sistemi, insan vücudunun düzgün duruş ve hareketliliğini sağlar. Serebral Palsi hastaları, hareketliliğin engellenmesi ile ilgili çok ciddi sorunlarla karşı karşıyadırlar. Kaslarda oluşan spastisite ve zayıflık, hareket güçlüğü yaratır. Spastisite aynı zamanda ekstremitelerde ve eklemlerdeki ardışık ve koordine hareketleri bozarak normal hareketi engeller. Yerçekimine karşı vücudun yüzüstü pozisyona gelmesini, kişinin oturmasını ve dik durmasını sağlayan kaslardaki zayıflık da diğer bir önemli problemdir. Bu kaslardaki güçsüzlük, hastanın yerçekimine yenilmesine, yerçekiminin daha az etkili olduğu sırtüstü pozisyonda yatmasına veya çömelik postürde yürümesine neden olur. Bu temel motor bozukluklar yüzünden, günlük yaşam aktiviteleri ile öğrenme ve çalışma olanakları engellenir ve sonuçta hastanın kişiliği ve kendine güveni zarar görür.

■ Ortopedik tedavinin gecikmesi durumunda ne olur?
Ekstremitelerdeki deformiteler, kontraktürler ile eklemlerde oluşan çıkıklar kaslardaki spastisite ve zayıflıkların sonuçlarıdır. Bunlar, hareket açıklığım azaltır, günlük yaşam için uygun olmayan, zorlayıcı yatma, oturma ve duruş şekillerine neden olurken hastanın mevcut potansiyeli ile yeteneklerini kullanmasını ve geliştirmesini engeller. Hasta büyüdükçe deformiteler ve eklemlerdeki çıkıklar da ilerler ve günlük yaşam aktivitelerinin çok ciddi şekilde kısıtlanması ile sonuçlanır.
Serebral Palsi'deki en önemli ve yaşamsal problemlerden biri de eklem kıkırdaklarındaki dejeneratif değişikliklere bağlı olarak ortaya çıkan ağrıdır. Uzun süre devam eden spastisite ile birlikte kas güçsüzlüğü, kemik ve eklemlerin farklı patolojik streslere maruz kalmasına neden olur. Sonuç, dayanılması güç ağrılardır.
En sık olarak kalça çıkığına bağlı ağrıya rastlanır. Femur başının asetabulum ile uygunsuz pozisyonda bulunması, hastaların özellikle yan pozisyonda yatmalarım, dönmelerini, koltukdeğnekleri ile veya bağımsız olarak yürümelerini engelleyecek şiddetli ağrılara neden olur. Bu pozisyonlarda vücut ağırlığı, asetabulumun kenarına odaklanır, femur başına basınç uygular ve şiddetli ağrılar ortaya çıkar. Yürüyen hastalar yürüyemez hale gelir, yatakta dönme hareketleri kısıtlanır. Hastalar, ağrı nedeniyle aktif hareketlerden kaçınarak sırtüstü yatar hale gelirler. Böylece süregelen spastisitenin yarattığı eklem dejenerasyonları, yerçekiminin en az etkili olduğu pozisyonlarda bile hastaların en basit hareketleri yapamamaları ile sonuçlanır. Puberte ve erişkinlik dönemine gelen Serebral Palsi hastalarında, özellikle istemsiz hareketlerle kendini gösteren atetoid tiplerde omurga dejenerasyonu görülür. Bunun sonucu ise yine şiddetli ağrılar, omuriliğin bası altında kalmasına bağlı tüm vücudu ilgilendiren felçler, duyu kusurları, bası yaraları, idrar ve gaita kontrolünün kaybı ile hastanın ömrünün kısalmasıdır.
Ortaya çıkan ayak deformitelerinin daha az önem taşıdığı düşünülse de ayakta durma ve yürüme fonksiyonu, insanlarda çok incelikli bir mekanizmaya sahip olan ayaklara tümüyle bağımlıdır. Bu nedenle, ayak deformitelerinin düzeltilmesi, bağımsız hareket olanağını sağlayacağı gibi, ayakbileği eklemi çevresinde oluşacak dejenerasyonları da engelleyerek ileride ortaya çıkabilecek ağrı olasılığını yok eder. Serebral Palsi, üst ekstremiteleri de etkiler. Omuz, dirsek, önkol, elbileği ve ellerde oluşan deformiteler, uzun süre devam eden spastisite sonucu yine hem eklem dejenerasyonları ve ağrılara neden olurlar hem de insanları diğer canlılardan ayıran en önemli işlevleri yerine getiren ellerin kullanımını engellerler. Serebral Palsi hastalarının eğitim ve iş hayatından uzak kalmalarının en belirgin nedeni, üst ekstremite fonksiyonlarının yetersizliğidir.

■ Serebral Palsi tedavisinde fizyoterapi ve diğer tedavi yöntemleri nedir?
Fizyoterapinin erken dönemde başlanması önemlidir. Ancak yalnız fizyoterapi ile spastisitenin baskılanması ve hastalığın iyileştirilmesi mümkün değildir. Fizyoterapi yöntemleri ile Serebral Palsi hastalarının, beyin hasarları ile sınırlı olan maksimum potansiyellerine ulaşmaları mümkündür ancak uzun süreli spastisitenin yaratacağı dejenerasyonları ve büyüyen organizmadaki deformitelerin artışını engellemek mümkün değildir. Botoks enjeksiyonları, intratekal baklofen uygulamaları ve selektif dorsal rizotomi gibi yöntemler de bugün için Serebral Palsi tedavisinde kullanılmaktadır. Ancak bu yöntemlerin teorik olarak Serebral Palsi'de yerçekimine karşı koyan kas gücünü koruduğu, spastisiteyi en çok etkilenen kas ve/veya kas bölümlerinde seçici olarak azalttığı, atetoid hareketleri kontrol altına aldığı kanıtlanmamıştır. Geçici veya kalıcı güç kayıplarına neden olabilirler. Serebral Palsi hastalarının ise bir tedavi yönteminde to-lere edemeyeceği en önemli faktör, ek olarak yaratılacak bir güç kaybıdır.

■ Serebral Palsi'de ortopedik tedaviyi anlatır mısınız?
Serebral Palsi hastalarının tanıları konduktan sonra bu konu ile ilgilenen bir ortopediste başvurmaları, bu hekimin uygun göreceği aralıklarla ortopedik takipte olmaları son derece önemlidir. Uygun zamanda yapılacak ve eklemleri çevreleyen kasları seçici olarak gevşetecek cerrahi girişimlerle çıkıkların, dejenerasyonların, şiddetli ağrıların önüne geçilebilir; hastaların hareketliliği ve günlük yaşamsal aktivi-telere katılımları arttırılabilir. Çıkıklar kas, eklem ve kemiklere müdahale edilerek yerine konabilir, fizyolojik bir denge sağlanarak hastanın rahatlaması sağlanabilir. Tüm vücut tutulumlu, en ağır durumdaki Serebral Palsi hastalan
için bile uygun ortopedik ameliyatlar ile yaşam kalitesi arttırılabilir. Büyüyen çocukta tekrarlayan ameliyatlar gerekebilir ancak sonuçta hastaların beyin hasarlarının sınırladığı potansiyellerini aşmak mümkündür. Seçici olarak yapılacak kas gevşetmeleri, eklemler çevresindeki spastisiteyi azaltır, ardışık ve ko-ordine hareketlerin yapılabilmesini sağlar, yerçekimine karşı koyma gücünü arttırır, atetoid hareketleri kontrol altına alabilir ve daha kaliteli bir yaşam sağlar.

Yazının Kaynağı: Medicana Hastanesi Dergisi

Yorumlar (2)

Bu yorum sitedeki bir sorumlu tarafından küçültülmüş

öncelikle böyle bilgilendirici önemli bir hastalığı bu kadar açık yayınladığınız için size teşekkür bizimde bu durumda serabral palsi olan çucuğumuz var

 
Bu yorum sitedeki bir sorumlu tarafından küçültülmüş

öncelikle böyle bilgilendirici önemli bir hastalığı bu kadar açık yayınladığınız için size teşekkür bizimde bu durumda serabral palsi olan çucuğumuz var

 
Henüz buraya yapılmış bir yorum yok

Yorum yapın

  1. Konuk olarak yorum yapılıyor. Hesap açın ya da var olan hesabınızla oturum açın.
Ek Dosyaları (0 / 3)
Konumunuzu Paylaşın